Çağdaş Kâfirler

Kafir, Cehennem hapishanesinde sonsuz azap görecek kişidir. Peki kafir ne yaptı, suçu nedir ki bu kadar büyük bir cezayı hak ediyor ? Kafirin suçu tek kelimeyle “hakkı gizlemek” Yapılan iyiliği görmezden gelmektir. İyiliğin üstünü örtmek, var olan yok göstermektir. İşte Allah katında en büyük suç budur. Yoksa kafir haktan haberi olmayan cahil kişi değildir. Bilakis kafir hak ve hakikati görmüş, iyice bilmiş anlamış, ancak içindeki fesatlıktan ötürü bunu itiraf etmekten geri duran, bile bile reddeden inatçı ve kibirli kişidir. Allahın kafire ne denli gazap ettiğini ve kafiri neden Cennetten ebedi mahrum edeceğini etrafı kafirle dolu bu dünyadan kolayca anlayabiliriz. Mesela İstanbul trafiği ne kadar sıkışık bilirsiniz. Mevcut iki köprüye rağmen işe gidiş çıkış saatlerinde karşıya geçmek içkenceye dönüşür. Yeni bir köprü, bir tünele ihityaç olduğu gün gibi meydandadır. Bu köprü ve tüneli yapmak her gün trafik işkencesi çeken bu insanlara yapılacak en büyük iyilik olacaktır şüphesiz.. Köprü de yapılır tünel de.. Ve nankör kişi burada ortaya çıkar ve yapılan iyiliği reddeder. Her gün kullanacağı köprüler yollar hakkında sinir bozacak laflar eder ve hizmetin aleyhinde konuşur.. Bu iyiliğin sahibi olan siz o an elinizde olsa ne yaparsınız ? O köprüyü, o tüneli bu nankör herife yasaklamak istersiniz değil mi !? Evet….

Atatürkçüler ve Biz
Genel / 14 Nisan 2019

Bu yazıda şu soruların cevabını arayacağız: 1) Bir insan neden atatürkçü olur ? 2) Atatürkçülüğün kökeni nedir ? Atatürkten önce atatürkçü var mıydı ? 3) Atatürkçüler Dindar idarecileri neden istemez ? 4) Atatürkçüler İslam Şeriatına karşı iken Hıristiyan batıyla neden barışıktır ? Atatürkçüler kendi tanımlarıyla “çağdaş yaşamcı” “laik” kişilerdir. Laik; yani Din’in insan hayatına müdahalesini istemeyen ve “çağdaş yaşam” dedikleri seküler hayatı arzulayan kişilerdir. Bu arzularını “atatürkçülük” fikri içinde bulurlar. Kemal Atatürke sarılmalarının sebebi budur. Dini ve ilahî hiç bir baskı, hiç bir telkin tavsiye altında kalmak istemezler. Dinin norm ve yasalarına uyma gereği hissetmeden dünya hayatını gönüllerince sürdürmek isterler. Kuran bu arzuya “nefsin hevasına uymak” “hevasını tanrı edinmek” der. Meselenin kilit noktası budur: Hevaya uymak. Atatürkçünün istediği tek şey de bu: “Benim yaşantıma kimse karışmasın canım nasıl istiyorsa öyle yaşarım neden zevk alıyorsam onu yaparım” “Din baskısı” dedikleri İslamın farz ve haramlarından soyutlanmış bu tür gönlünce yaşamaya “çağdaş yaşam” ve “laikik” “batılı olmak” “aydınlanmak” demişlerdir. İslam şeriatını Türkiye topraklarında iptal edip bu çağdaş yaşamı bunlara sunduğu için Kemal Atatürke minnettardırlar. yeniden dine dayalı idare biçimine iman tanımadığı için de “atatürkülük” ve “laikilik” bunların dünya görüşüdür. Allah ise bu Din-i mübin-i İslamı, nefsin hevasını iptal etmek için indirmiştir. Din ile…