Insana Secde
Genel , Hadis , İslami hayat / 8 Haziran 2019

“Sahabeden Muaz bin Cebel ra o zamanlar Rum diyarı olan Şam tarafına bir seferden dönünce gelir Allah Rasulüne secde eder. Peyganber efendimiz sas “bu nedir şimdi ey Muaz !?” Muaz: “Ya Rasulallah gördüm ki Şamda insanlar patriklere piskoposlara secde ediyorlar. O vakit içimden geçti ki biz de sana secde edelim. Çünkü tazim ve hürmete sen onlardan daha layıksın” Peyganber efendimiz: “Hayır bunu yapmayın. Allahtan başkasına secde etmek layık değildir. Eğer Allahtan başkasına secde edilmesini söyleseydim kadın kocasına secde etmesini emrederdim. Muhammedin canı elinde olan Allaha yemin ederim ki kadın kocasının hakkını ödemedikçe Allahın hakkını ödeyemez. Deve sırtında bile olsa onu arzulayıp çağırsa kalkıp gelmelidir”  ١٤- [عن عبدالله بن أبي أوفى:] لمّا قدِمَ معاذٌ منَ الشّامِ سجدَ للنَّبيِّ ﷺ قالَ ما هذا يا مُعاذُ قالَ أتيتُ الشّامَ فوافقتُهُم يسجُدونَ لأساقفتِهِم وبطارقتِهِم فوَدِدْتُ في نَفسي أن نفعلَ ذلِكَ بِكَ فقالَ رسولُ اللَّهِ ﷺ فلا تفعَلوا فإنِّي لو كُنتُ آمرًا أحدًا أن يسجُدَ لغيرِاللَّهِ لأمَرتُ المرأةَ أن تسجُدَ لزوجِها والَّذي نَفسُ محمَّدٍ بيدِهِ لا تؤدِّي المرأةُ حقَّ ربِّها حتّى تؤدِّيَ حقَّ زوجِها ولو سألَها نفسَها وَهيَ على قتَبٍ لم تمنعه [Müsned, Ebu Davud, Ibni Kesir, ibni Hibnan, Terğib, Şevkani, Elbânî : Sahih] Bazı rivayetlere sokuşturulan “kocasının bütün vücudu irin olsa ve kadın diliyle temizlese vesair..” lafları uydurmadır. Farklı rivayetlerde Allah Rasulü sas Muaz ra’…

Tövbe Sütunu ve Ebu Lübabe Ra

Ebu Lübabe direği veya Tövbe Direği veya أسطوانة التوبة Hendek gazvesinden hemen sonra Allah rasulu sallallahu aleyhi ve sellem 3000 sahabesiyle birlikte yürüdü, anlaşmayı bozmuş ve islam düsmanlarıyla birlikte hareket etmiş olan Beni Kurayza yahudilerini (kalelerini) kuşattı. Ya Müslüman olmak, ya savaşmak ya da teslim olmaktan başka çareleri yoktu. Ancak teslim olmaları durumunda başlarına ne gelir öğrenmek için Müslümanlardan biriyle istişare yapmak istediler. Ve eski komşuları tanıdıkları Lübabe bin Abdilmunzir hazreterini istediler. Allah rasulu Ebu Lubabeyi onlara gönderdi. Kaleye gelişinde onu ayakta karşıladılar, kadınlar çocuklar yüzüne karşı ağladılar. Ebu Lubabenin kalbi rikkate geldi onlara acıdı. Sordular Muhammedin bize teslim ol teklifini kabul edelim mi ? o da ağız ile “evet teslim olun” dedi ancak eliyle boynunu işaret ederek “bu sizin sonunuz olur” demeyi ima etti. o anda yerimden kıpırdamadan Allaha ve Rasulüne ihanet ettiğimi anladım dedi ve pişmanlıkla çıkıp onu bekleyen Rasulullaha da uğramadan doğruca Mescidi Nebeviye vardı ve kendini bir direğe bağlattı ve “ya burada yemeden içmeden öleceğim ya da Allah tövbemi kabul edecek” dedi. Peygamberimize bu iletildiğinde “Eğer bana gelseydi onun için istiğfar ederdim ancak o yapacağını yapmış, Allah tövbesini kabul etmedikçe onu direkten çözecek değilim” buyurmuştur. Namaz ve hacet vakti hanımı veya kızı onu çözüyor gündüzleri oruç tutuyor…

Caner Taslamanın Metod Çelişkisi

Fikret Çetin Hoca’nın Caner Taslaman’a Yazdığı Ama C. Taslaman’ın Hala Cevap Veremediği Reddiye… “Bu âyetler ya hadis olsaydı Caner Bey?” [ Tipik bir Kur’ancı zihnin kod çözümü ] Bir üniversite hocası talebelerini imtihan etmiş ve aynı konu hakkında Gazzâlî ve İbni Teymiyye’den alıntıladığı iki pasajı değerlendirmelerini istemiş. Selefîliğin yaygın olduğu bir coğrafyada gerçekleşen bu imtihanda, öğrenciler İbni Teymiyye’nin görüşlerinin ne kadar da isâbetli olduğunu uzun uzun yazarlarken Gazzâlî’nin hatalarını da tek tek sıralamışlar. Ne ki neticeler açıklandığında öğrenciler tam bir hayal kırıklığına uğramış. Hoca durumu izah etmiş: “İbni Teymiyye’nin zannederek ne kadar doğru olduğunu uzun uzadıya anlattığınız sözler gerçekte Gazzâlî’ye aitti. Hatalarını bir bir saydığınız kişi ise aslında İbni Teymiyye idi. İsimleri yer değiştirmiştim.” Bir arkadaşımın anlattığı bu ibretamiz hâdise, genel bir insanî ârızayı en yalın hâliyle gözler önüne sermesi bakımından şâyân-ı dikkattir. İnsanlar ne söylendiğinden ziyâde kimin söylediğine bakarlar. Sözün ne dediği nasıl dendiğinin ardında kalıverir çok kere… Çokluk öze bakmaktansa kabukla meşgûl olur. Nitekim markalar, etiketler kaliteden bîhaber genel halk kitlesi içindir. İşi bilen adamlarsa markayla değil malın kendisiyle ilgilenir. Pazarda durum bu olduğu gibi, fikir ve inanç dünyasında da vaziyet bundan farklı değildir. Zira düşünmeyi becerebilmek büyük nisbette doğuştan gelen bir kâbiliyet değil, tâlim ve terbiye ile…

Alimin Felsefe Önündeki Malubiyeti

Allah’ın Adıyla Felsefeci: Bu hadis uydurma çünkü bilim felsefesine aykırı, sosyolojiye aykırı yok psikolojiye aykırı ! Alim: “Hayır aykırı değil çünkü bilimsel tespitler, pratik realite, tarihi tecrübe gösterdi ki..” dediği anda alim, felsefeci önünde malup olmuştur. Bundan sonra ne derse desin, isterse felsefeciyi ikna etsin malup olmuştur. Çünkü kurt felsefeci onu kendi metoduna, felsefe yoluna çekmiş alim de kuzu kuzu gitmiştir Zira islamda hadislerin sahih ve sakim olanı tespit etmek senetlerinin kuvvet derecesi iledir, akli felsefi değerlendirmelerle değil. Bilimsel(!) değerlendirme kapısını açtığın zaman bütün ‘İlm-i Üsul-ü Hadis’i iptal ve geçersiz kılmış olursun. Özellikle de avam halk nazarında. Artık herkes hadislere kendi felsefesinden yaklaşır, kimini kafasına göre reddeder kimini hevasınca cerh eder.. Doğrusu : Alim savunmasını şöyle yapmalıydı: Bu hadis sahihtir çünkü bunu filan muhaddis filan raviden rivayet etti, Imam Buhari/Muslim de onlardan tahric ve tespit etti. Senet muttasıl ve ricalin hepsi šika. Demek ki hadis sahih. Madem ki sahih, aklımız bilimimiz bugün onu ihata etmese de makbulumuzdür” demeliydi. “Ama felsefeci usulü hadis, usulü fıkıh kabul etmiyor senet zincir ravi muhaddis dinlemiyor.. bu açıklama tarzı onu ikna etmez!” Şeklinde itiraz edenler dinleyin: Bütün cihan ulemasının ittifakla icra ettiği en sağlam ve geçerli usul (ilmi usul-ü hadis’i) aklı kıt ilmi zıt bir…

Neden Yalnızca Oruç Allah için ?
Dini Hüküm , Hadis , İslami hayat , Soru-Cevap / 25 Mayıs 2017

­Allahın Adıyla Sual: “Ademoğlunun bütün amelleri kendisi için, oruç ise Benim içindir, artık onun mükafatını ben vereceğim.” [Buhari-Muslim] Hadisi Kutsisinde diğer ameli salihlerin değil de yalnız orucun ‘Allah için’ olmasını nasıl anlamalıyız ? Cevap: Allah bütün amellerin mükafatını bildirmiş olarak kul o mükafatı umarak amel eder. Mesela Farz Namaz Cennetin anahtarıdır Cennete girmeyi sağlar. Nafile namazlar Cennetin konakları köşk çadırlarıdır, tesbihler zikirler Cennetin ağaçları meyveleri sofraları. Zekat ahiret mülkünün çoğalması garantisidir. Kuran okumak ve Cihat etmek Cennet derecelerinin yükselmesidir. Hacc Umre günahların affı kefareti olarak Cehenneme düşmemeyi sağlar..vs Dolayısıyla kul tarafından yapılan her amel ve ibadet karşılığını elde etmek içindir. Bu açıdan o amel, ibadet aslında kulun kendisi için olmuş oluyor. Ancak oruç böyle değil. Çünkü Orucun mükafatı belirtilmemiştir. Dolayısıyla kul oruç tutarken somut bir ücret ve mükafat beklemez. Bu bir nevi karşılık beklemeden yalnız Allah istediği için, Allah’ı razı etmek için oruç tutmak oluyor. Şu halde oruç Allah için oluyor. Aslında bu durum, yani mükafatı olmasa bile Allah razı olacağı için ibadet etmek, ihlasın zirvesidir ve Allaha en yakın, mukarrebun kulların nasibidir. Mukarrebun kulların hayatını kuşatan bu hal, Ebrar kullar için yalnızca oruç’ta ele geçer. Öz Cevap: Bütün ameller karşılığında belirtilen somut mükafatı elde etme amaçlı yapıldığı için kula dönüktür….