Insana Secde
Genel , Hadis , İslami hayat / 8 Haziran 2019

“Sahabeden Muaz bin Cebel ra o zamanlar Rum diyarı olan Şam tarafına bir seferden dönünce gelir Allah Rasulüne secde eder. Peyganber efendimiz sas “bu nedir şimdi ey Muaz !?” Muaz: “Ya Rasulallah gördüm ki Şamda insanlar patriklere piskoposlara secde ediyorlar. O vakit içimden geçti ki biz de sana secde edelim. Çünkü tazim ve hürmete sen onlardan daha layıksın” Peyganber efendimiz: “Hayır bunu yapmayın. Allahtan başkasına secde etmek layık değildir. Eğer Allahtan başkasına secde edilmesini söyleseydim kadın kocasına secde etmesini emrederdim. Muhammedin canı elinde olan Allaha yemin ederim ki kadın kocasının hakkını ödemedikçe Allahın hakkını ödeyemez. Deve sırtında bile olsa onu arzulayıp çağırsa kalkıp gelmelidir”  ١٤- [عن عبدالله بن أبي أوفى:] لمّا قدِمَ معاذٌ منَ الشّامِ سجدَ للنَّبيِّ ﷺ قالَ ما هذا يا مُعاذُ قالَ أتيتُ الشّامَ فوافقتُهُم يسجُدونَ لأساقفتِهِم وبطارقتِهِم فوَدِدْتُ في نَفسي أن نفعلَ ذلِكَ بِكَ فقالَ رسولُ اللَّهِ ﷺ فلا تفعَلوا فإنِّي لو كُنتُ آمرًا أحدًا أن يسجُدَ لغيرِاللَّهِ لأمَرتُ المرأةَ أن تسجُدَ لزوجِها والَّذي نَفسُ محمَّدٍ بيدِهِ لا تؤدِّي المرأةُ حقَّ ربِّها حتّى تؤدِّيَ حقَّ زوجِها ولو سألَها نفسَها وَهيَ على قتَبٍ لم تمنعه [Müsned, Ebu Davud, Ibni Kesir, ibni Hibnan, Terğib, Şevkani, Elbânî : Sahih] Bazı rivayetlere sokuşturulan “kocasının bütün vücudu irin olsa ve kadın diliyle temizlese vesair..” lafları uydurmadır. Farklı rivayetlerde Allah Rasulü sas Muaz ra’…

İmam

Allahın adıyla. “İmam” lider demektir. Bu kelimeyi ilk defa Kuranla duyduk. Allah, dostu İbrahime seni insanlığa imam yapacağım dediğinde. Bir de müslümanların duası vardı “Allahım bizleri mütteki kullara imam eyle” Ve Allah ahiret günü her insanı imamıyla çağıracağız buyurur. Dünyada hangi imamın, liderin izinden gitti isen ahirette onunla birlikte olacaksın. Bu kadarı imam olmanın değerini anlamak için yeter. Hayır Türkiyede bilinen imam bundan farklı değil. Bizzat budur, Kuranda sözü edilen imamdır. Belki amelde imamlarımız makamın yerini tam dolduramıyor. Ancak bu şan, bu makam o görevin mazmununda münderictir. islamda en büyük rütbe cuma namazına liderlik yapmaktır. Sahabe geldi Ya Rasulallah bana bir amel öğret onu yaparsam cennete gideyim” deyince “imam ol” Eğer olamazsan imama en yakın ol, namazını imamın gölgesinde kıl” demişti. Allah namaza liderlik yapan İmamın başını sıvazlar” Allah namazda imamın kalbine nazar eder, onda hayır arar, görürse daha cemaate bakmaz, bütün cemaati ona bağışlar namazlarını toptan kabul eder.. “ İmam olmak mı üstün müezzin olmak mı ? Koca koca müçtehitler ihtilaf ettiler. Müezzinlik efdal diyenlere karşı imam Azam öğle bir delil getirdi ki.. diyecek söz bırakmadı. “Elbette imamlık üstün çünkü baksanıza Rasulullah müezzin değil, imamdı imam” Hem Türkiyede imam olan müezzin de olur hatip de olur müftü de olur….

Tövbe Sütunu ve Ebu Lübabe Ra

Ebu Lübabe direği veya Tövbe Direği veya أسطوانة التوبة Hendek gazvesinden hemen sonra Allah rasulu sallallahu aleyhi ve sellem 3000 sahabesiyle birlikte yürüdü, anlaşmayı bozmuş ve islam düsmanlarıyla birlikte hareket etmiş olan Beni Kurayza yahudilerini (kalelerini) kuşattı. Ya Müslüman olmak, ya savaşmak ya da teslim olmaktan başka çareleri yoktu. Ancak teslim olmaları durumunda başlarına ne gelir öğrenmek için Müslümanlardan biriyle istişare yapmak istediler. Ve eski komşuları tanıdıkları Lübabe bin Abdilmunzir hazreterini istediler. Allah rasulu Ebu Lubabeyi onlara gönderdi. Kaleye gelişinde onu ayakta karşıladılar, kadınlar çocuklar yüzüne karşı ağladılar. Ebu Lubabenin kalbi rikkate geldi onlara acıdı. Sordular Muhammedin bize teslim ol teklifini kabul edelim mi ? o da ağız ile “evet teslim olun” dedi ancak eliyle boynunu işaret ederek “bu sizin sonunuz olur” demeyi ima etti. o anda yerimden kıpırdamadan Allaha ve Rasulüne ihanet ettiğimi anladım dedi ve pişmanlıkla çıkıp onu bekleyen Rasulullaha da uğramadan doğruca Mescidi Nebeviye vardı ve kendini bir direğe bağlattı ve “ya burada yemeden içmeden öleceğim ya da Allah tövbemi kabul edecek” dedi. Peygamberimize bu iletildiğinde “Eğer bana gelseydi onun için istiğfar ederdim ancak o yapacağını yapmış, Allah tövbesini kabul etmedikçe onu direkten çözecek değilim” buyurmuştur. Namaz ve hacet vakti hanımı veya kızı onu çözüyor gündüzleri oruç tutuyor…

Kız Erkek Ayırımı Bebekken Başlar

Soru: Allah Rasulü sas yeni doğmuş bebeğe sarı renk giydirmeyi yasaklamış mıdır, bu işin aslı nedir ? Cevap: Allah Rasulü sas cinsiyet ayırımına çok önem vermiş ve erkeğin kadınsı tavırlar, kadının erkeksi tavırlar göstermesini yasaklamış bu yasağı ihlal edenlerin lanet olacağını haber vermiştir. (1) Bu itibarla konuşma şekli, davranışlar ve giysiler çocuk erkekse erkeğe, kız ise kıza özgün olmalıdır. Hatta bebek kundağı ve beşiğin rengi bile.. O gün Asr-ı Sadette doğan çocuk erkek idi ve hazırlanan kundak kızlara özgün renkte sarı idi. Allah Rasulü sas bunu görünce razı olmamış kızmış ve derhal değiştirilmesini emretmiştir. Şimdilerde unisekiz denilen güya her iki cinsiyete uygun kıyafetler türemiştir. Bunlar dinen caiz değildir. Ileride başgösteren eşcinsellik gibi sapıklıklar anne babanın bu husustaki hataları ve cahillikleri yüzünden olmaktadır. Erkek çocuk küçük yaşta erkek gibi, kız çocuğu da kız gibi yetişmelidir. Baba oğluna rol-model olmalı, anne de kızına. Bunun için erkek çocuklar babayla daha çok vakit geçirmeli annenin dünyasına mahkum olmamalıdır. Keza Medresede okulda da kızların öğretmeni kadın, erkek çocukların öğretmeni erkek olmalıdır. Isa Erdoğan 27.11.2018 gop __________ ١- [عن عبدالله بن عباس:] لعن رسولُ اللهِ ﷺالمُترجِّلاتِ من النساءِ والمُخنَّثين من الرجالِ وقال: أخرجوهم من بيوتكم قال: فأخرج رسولُ اللهِ ﷺ فلانًا وأخرج عمرُ فلانًا. [مسند أحمد ٣/٣١٤ • إسناده…

İslamî Kıyafetin Mânâ ve Gücü

“Sokaklarda Sarık cübbe ile dolaşmanız bile görenlere emri bil maruftur” Hakikati üzerine.. Bir Müslüman her ortamda söz tavır ve kıyafetiyle “Ben Müslümanlardanım” [Fussilet:33] demelidir. insanların Allah tarafından iki sınıfta değerlendirildiği bu dünyada [Mücadele:19,22] kişi her haliyle “Allah’ın tarafında” olduğunu dost düşmana göstermelidir. Bu itibarla Sakal Sarık Cübbe bir bütün olarak -ve çarşaf- o kişinin ancak Müslümanlardan olduğunu gösterir ve onu gören müminlere iman telkin eder, manevi kuvvet hasıl eder. Kafir münafıklara ise korku keder salar, onları kızdırır [Fetih:29] morallerini bozar umutlarını tahrip eder. 1. Raşha Hocam Şehit Hızır Efendi ks bir sohbetinde şöyle anlattı. Osmanlının yetim evladı bu zavallı Millet laiklik kasırgasının etkisi altında kendi değerlerine yabancılaştırılmış.. Şeriat Sünnet karşıtlığının kuvvetli olduğu yıllarda.. Çarşaflı bir hanımefendi “İstanbulda vapura bindim tek çarşaflı tesettürlü benim” diyor.. İnsanların yadırgayan, kınayan bakışları altında öz vatanımda kendimi garip ve yalnız hissettim. Gönlüm daraldı. Mahzun oldum.. Derken içeriye bir Müslüman girdi. Başında bembeyaz sarığı, sünnet sakalı, uzun cübbesi, yüzünde namazın eseri [Fetih:29] nurlu simasıyla bir Müslüman.. ve boş bir yere oturdu. Onu öylece görmek yetti bana.. Öyle bir feyz aldım öyle genişledim ki.. Bütün ızdırabım gitti sekinet ve huzur buldum. Allaha hamd ettim ona dua ettim.” 2. Raşha Mahmud Efendi Hz’nin Emr-i Bil Marufla vazifelendirdiği talebeler başkanı…

Mahmud Ef. Hz’nin Yüksek Ahlakı 2

Izmirli Hüseyin Avni Kansızoğlu hoca efendinin anlatımıyla: “Bir kere Efendi Hazretleri ile birlikte sohbete Beykoz’a gidiyorduk. Yolda Efendi Hazretlerine bir telefon geldi. Bir hoca hanım fetva soruyordu. Efendi Hazretleri ona hemen cevap vermedi “Hocalara danışalım cevabı veririz” dedi sonra benimle meseleyi konuştu ve O hoca hanıma cevabını verdi. Bakın burada bir hocanın ne kadar tevazulu olması gerektiğini bizlere bizzat yaşayarak gösterdi. Onda zerre kadar gurur kibir yok. Gerçek büyüklük bu tevazudadır. Rize’de İrfan abi diye bir ihvanımız var diyor ki “Ben genç idim. Rize müftüsü Yusuf Hoca Efendi bize ders veriyordu. O esnada Mahmud Efendi Hazretleri bazı ihvanı ile birlikte oraya geldi müsaade istedi içeriye girdi. Yusuf hoca efendiye Farsça bir beyit sordu. Yusuf Hoca Farsça beyitleri iyi bilirdi cevabını verdi. Efendi Hazretleri kemal-i ihtiramla selamlaşıp oradan ayrıldı. Ayrıldıktan sonra Rize müftüsü Yusuf hoca Efendi Hazretlerine hayranlığını gizleyemedi. Bizlere şöyle dedi “Bu adam çok büyük bir adam. Bakın ben sizin yanınızda başkasına bir şey sorup öğrenmekten utanır haya ederim. Mahmut Efendi Hazretleri ise hem de müridlerinin yanında gelebiliyor sorusunu sorabiliyor, bir mesele öğrenip çıkıp gidebiliyor.. Bu adam çok büyük bir adam..” Mahmut Efendi Hazretleri Sahabeler gibi Fetva sorumluluğunu üstlenmeyen biridir. Onun bir eşini görmüş değilim. Çok ince şeyleri hesap eder.”…

Mahmud Efendi Hazretleri ve Sarık 2

Mahmud Efendi Hazretlerinin Sarığa Gösterdiği Hürmeti ve Ehemmiyet Sarıkla Helaya girilmez Mahmud Efendi hazretleri ve talebeleri sarığa hürmeten helaya sarıkla girmezler. Sarığı çıkarır, bir takke giyer helaya öyle girerler. Bu sebeple yanımızda hela takkesi dediğimiz ince takke taşırız. Maksat açık başla durmamak. Sarığı Rastgele Koymamak Bir ziyarette bulunuyordu, abdest almak için sarığını çıkarıp koymak istedi, bir sehpa getirdiler. Efendi hazretleri sıradan günlük sehpanın üstüne sarığını koymaktan imtina etti. Hizmetinde bulunan ihvanlar durumu anlamışlardı. Biri hemen bir mendil çıkardı sehpanın üstüne serdi ve Efendi hazretleri temiz beyaz mendilin üzerine sarığını koydu. Sarığa Ayak Azatmamak Gece olmuştu istirahat edecekti, uzanacağı yerin ayak ucunda bir sarık vardı, o sarığı oradan alın ayaklarımı sarığa uzatmayım buyurdu (R.Şimşek hc) Bu kapıda Beytullaha, Ehlullaha, Kitabullaha ve Sünneti Rasulullaha karşı ayak uzatılmaz. Sarığı Yıkamak Medresede talebeler sarıkları makinede yıkayacakları zaman sıradan çamaşırlar içinde yıkamazlar, sarıkları ayrı toplar ve ayrı yıkarlar. Hocalarımızdan efendi hazretlerinin böyle buyurduğunu öğrendik. Yatak Sarığı Sarıkla yaşamak ve Sarıkla ölmek ve Sarıkla dirilmek isteriz. Bu sebeple Efendi hazretleri gece yatarken başındaki sarığı çıkarır ve ince bir sarık sarar. Buna yatak sarığı deriz. Gaye her daim Rasulullahın nişanını üzerimizde taşımaktır. Sallallahu aleyhi ve sellem. İsmailağada gece teheccütte seyri süluk dersleri yapıldığı yıllar idi. Efendi hz…

Mahmud Efendi Hz ve Sarık

Mahmud Efendi Hz sarıkla o kadar özdeşleşmiş ki Türkiyede sarık denilince akla imam Mahmud Efendi, Mahmud Efendi denilince akla Sarık gelir. 90’lı yıllar.. Kayseride okuduğum sıralar duymuştum “İstanbulda Mahmud Efendi adında bir alim var, Kuran kursları var, her geleni kabul ediyor ve talebelerden para almıyor.. Kuranın manasını; Arapça öğretiyor. Kendisi de Sarıklı cübbeli, bütün cemaati ve talebeleri de Sarıklı cübbeli..” Diye duymuş ve Efendi hazretlerini o gün gıyaben sevmiştim.. Mahmud Efendi Hazretleri sarığa o denli ehemmiyet verir ki Sarık için adeta canını feda eder. “Bu sarık Rasulullahın sarığı” “Semadan indi bu Sarık” derken sarık sevgisinin gerisindeki hissiyatı anlarsınız. Hakiki mümin kendine istediği iyiliği kardeşleri için de isteyendir” hadisi nebevisi gereği Imam Mahmud Efendi hz müritlerine, talebelerine ve kendisini seven, sohbetini dinleyen herkese bu sarığı telkin, tembih ve teşvik etmiş ve günden güne genişleyen bir sarıklı mücahidler ordusu yetiştirmiştir. Ali Haydar Efendi Hz ve Sarık Şu kıssayı hz Şeyh efendimiz defaaten anlatmıştır “Bir gün Efendi Babamın yanına sarıksız girmiş oldum. Bana dedi ki oğlum Mahmud bir daha benim yanıma sarıksız gelme” Onun bu sözünden o kadar lezzet o kadar lezzet aldım ki.. ‘Rasulullahın Sünnetine böyle ehemmiyet veren bir şeyhim var’ diye çok sevindim.. Iki binli yılların başlarında bu kıssayı yeniden anlattı…

Medrese ve İcazet Sistematiği

Medrese ders yapılan yer demektir. Literatürde Medrese icazetli hocalar eliyle Kuran ilimlerinin okutulup tahsil edildiği ilim merkezidir. Kuran ilimleri iki sınıftır, alet ilimleri ve âlî ilimler (علوم آلية و علوم عالية) Alet ilimleri araçtır. Lisan-ı Arab ve muteallikatı ile mantık münazara.. gibi. Âlî ilimler ise maksattır. Tefsir Hadis Akaid Fıkıh Tasavvuf ile bunların usülleri gibi. İcazetnâme Icazet, cevazdan gelir izin demektir. Yetkin bir İslam alimi yetiştirip mezun ettiği talebesine, o ilmi öğretme ve yayma izni vermesine icazet denir. Ancak kendisi de bu izni üstadından almış olmalıdır. Öyle ki o üstadlar kesintisiz bir şekilde Resulullaha kadar ekli olmalı. Talebe-hoca ilişkisiyle birbirine bu şekilde ekli olmaya silsile denir. Medreseyi ilahiyattan ayıran temel özellik bu silsile ve icazet kavramıdır. Ilmin kaynağı Allahtır ve Allah’tan ilk ilim ve icazet alan sevgili Peygamberidir. Peygamber aleyhisselam Allahın ilmini bu icazetle Sahabeye aktarmış, Sahabeler de Tabiine aktararak ilimde silsile ve icazet kültürü meydana gelmiştir. Allah, Rasulüne “bu Dini insanlara açıkla, aldığın vahyi tebliğ et” emrini vermekle ilk icazeti de vermiş oldu. Çünkü emir elbette izni kapsar. Allah Rasulü ise bu ilmî sorumluluğu Sahabeye yüklemekle onlara bir nevi icazet vermiş, Sahabe ise bu sorumluluğu Tabiine yükleyerek onlara hükmen icazet vermiş oldular. Sonra ilim alışverişi kurumsallaştı. Medreseler kuruldu camilerde…

Yeniden Kıyafet Inkılabı
Genel , İslami hayat , Türkiye Gündemi / 12 Eylül 2018

Ey müslüman Türkiye halkı! Üzerinize giydiğiniz kıyafet ve çamaşırların menşeini, hangi kültüre ait olduğunu biliyor muydunuz ? Giysi : menşei > orijinal adı Atlet : fransız > athlète Külot: fransız > culotte Pijama: fransız > pyjama Pantolon : fransız > pantalon Ceket: fransız > jaquette Kravat : fransız > cravate Bluz: fransız > blouse Tunik: fransız > tonique Tişört : ingiliz > T-shirt Palto : fransız > Paletot Manto : fransız > manteau Pardösü: fransız > pardessus Fötr: fransız > feutre Kasket : fransız > casquette Vestiyer : fransız > vestiare Portmanto : fransız > portemanteau 🇹🇷 Ya şimdi ? Hâlâ millî bir inkılap yapıp asıl kültürümüze, millî kıyafetlerimize dönmeyi düşünmüyor musunuz!? #i_er veya #isa_erdoğan 12.09.2018

Çarşaf Her Mü’mine Hanıma Gereklidir

Çarşafın Kuran kıyafeti olduğu gerçeğini mantıkî delillerle ispat Özet: Allah kadınlara tesettürü emretmiştir. Bunda şüphe yok. Tesettür örtünme demektir. Şu halde bir kıyafet ne kadar çok örtücü olursa Allahın emrine o denli sarılmak olacaktır ki bu çarşaftır. Çünkü en çok örten kıyafet budur. Açıklama: Ahzab:59 ..ve müminlerin kadınlarına da söyle üzerlerine cilbab çeksinler.. Ahzab:53 ..ve Nebi eşlerinden bir şey soracağınız zaman perde arkasından sorun. Bu kalplerin temiz kalması için daha uygun.. Nur:60 evlenme ümidi kalmamış kocakarı da olsalar kadınlar iffetli davranıp dışarı kıyafetini kuşanmaları daha iyi olur.. Ahzap:33 Peygamber eşleri eğer takva olmak istiyorsanız.. dahi evlerinizde oturun önceki cahillik döneminde ki gibi süslenip sokağa çıkmayın Bu ayetler ekseninde Tesettürün varlığını herkes kabul ettiğine göre, şimdi mantık ve akıl konuşacak: Tesettür s-t-r kökünden gelir ve örtmek gizlemek demektir. Insanı başkalarının gözünden gizlemenin aracı 3 şeydir: ev, perde ve kıyafet. Burada konumuz 3.sü yani dışarı kıyafeti. Malumdur ki “örtme, örtücü olma” vasfında kıyafetler içinde en düşük olanları var ve en yüksek olanları var. En düşük olanlar üç çeşittir. 1) Tülden imal edilmiş transperan gibi şeffaf kıyafetler. Bunlar boydan olsalar da cesedi örtmez gösterir. 2) sterç gibi dar olanlar. Bunlar da cesede yapışır ve kadın fizikini belli eder örtmemiş olur. 3) Dekolte kıyafetler….

TAKVA

Konular: 1) Takva nedir ? 2) Takvanın fayda ve faziletleri neler ? 3) Takvanın mertebeleri nelerdir ? Takva Nedir ? Takva veka, vikaye kökünden, Sakınmak korkmak çekinmek manasında isimdir. Kul Allahın azab ve gazabından sakındığı için takva olmuştur. Sakınmanın amelî ciheti Allaha itaat etmek demek şeklindedir. Takva sahibi kişiye “Mütteki” sakınan denir. Kuran-ı Kerimde takva şu kelimelerle geçer: (المتقين المتقون تقي التقوي يتقي يتقون ) Takvanın faydaları ve faziletleri : Kuran-ı Hakîm Takva kullara bir müjde ve hidayet kaynağıdır. (Meryem:97, Bakara:2) Takva Kulları Allah sever (Ali İmran:76, Tövbe:4,7) Takva kullardan Allah amellerini kabul eder, başka etmez (Maide:27) Takva kullar Allahın engin rahmetine nail olur. (Araf:156) Takva ehli cennet ehlidir, cennet onlar içindir (Ali imran:133, Kaf:31) Hayırlı sonuçlar, akibet Takva ehlinindir. (Hud:49, Kasas:83) Takvada en ileri olan, Allaha en yakın ve en sevimli olur (Hucurat:13) Takva olan kişiye Allah ‘furkan’ (hakkı batıldan ayırt etme nuru, yetisi) verir (enfal:29) Takva olana Allah sıkıntılarından bir çıkış kapısı açar, derdine derman verir. (Talak:2) Takva olanı Allah ummadığı yerden rızıklandırır, hiç hesap etmediği nasipler verir (Talak:3) Takva olanın Allah işlerini kolaylaştırır. (Talak:4) Takva olan kulu Allah günahlarını örter üstünü kapatır affeder (Talak:4) Takva olanın Allah ecrini muazzam verir mükafatını büyütür (Talak:5) Takva olanın Allah çabasını…

Demokrasi Şehidi !?

Bu ifade dini bir tabir değildir. Ahiret makamı hiç değildir. Türkiyede yaygınlaşan resmi bir ifade, dünyalık bir rütbedir. Türkiye literatüründe ‘şehit’ görevi başında öldürülen kişiye denmektedir. Haber peşinde ölen muhabire “Basın şehidi” dedikleri gibi. Bu açıdan “demokrasi şehidi” demokrasiyi koruma uğrunda vurularak ölmüş kişi olmuş oluyor. Çünkü darbeler, demokrasiye yani seçilmiş hükümete, halkın irade ve idaresine yapılan saldırı kabul edilir. Darbeye karşı koyan halk da kendi seçtiği idarecileri, yani halkın iradesini.. dolayısıyla demokrasiyi korumuş oluyor. Bu uğurda ölenler de bu zaviyeden bakınca resmen demokrasi şehidi olmuş oluyor. Doğrusu insanların ölen bir kişi hakkında ne dedikleri, ona ne tür bir isim bir rütbe taktıkları pek de önemli değil. Çünkü kişilerin gerçek niyetlerini Allah bilir ve gerçek rütbe ve makamları Allah nezdinde sabittir. Nice “boşuna öldü gitti” denilenler şehit.. ve nice ‘şehit’ zannedilenler de boşu boşuna ölmüş olabilir. İslamda Şehit “Allah yolunda” Allahın adını yüceltmek için katledilen kişidir. Evinden çıkan kişilerin hangisi Allah için çıkıyor, hangisi nefis şöhret dünya için çıkıyor biz bilemeyiz. Ancak niyeti hayatı sireti daima Allah yolunda yürümek olan takva müslümanlar nerede ne şekilde ölürse ölsünler şehit olurlar. Bunlar vatanı müdafaa, milleti namusu, hatta malı koruma uğrunda bile can feda etseler hakiki “şehit” olurlar. Çünkü zaten Allah yolunda hayat…

Kurandan Kalbe Damla Damla (Kısa Sureler)
İslami hayat , Kuran İlimleri / 20 Haziran 2018

1. Damla Fatiha Suresi : Allah’a Bağlanma veya Huzur-u İlahi Suresi 》Allah bütün kainatın Rabbidir. Emri sözü gücü herkese geçer. Her konudaki dilek ve şikayetleri dinleyecek ve çözecek tek mercidir. 》Unutma ki O Rahmandır. düşmanlarına kötülere de merhamet eder ihtiyaçlarını verir ve dönmeleri için onlara mühlet tanır. Dolayısıyla kötülerin hemen kahrolmasını yok olmasını bekleme 》ve O Rahimdir. Dostlarına özel bir merhameti ihsanı vardır 》Yapılan iyilik ve kötülüklerin mutlaka karşılığını göreceği ahiret günü onundur. O gün bütün tercihler iptal edilmiş yalnızca Onun hükmü fermanı geçerli olmuştur. sana haksızlık yapanlar o günde bunun hesabını ödeyeceklerdir sabret 》Kulluk ve ibadeti Allaha has kılanlar Allahtan hususi bir yardım elde etmeye hak kazanmışlardır. 》Allahtan yardım istemeden önce salih amellerini Allaha arz et o amellerini aracı ve şefaatçı et. 》İyyake nesteğin” duası her işe kafi gelir. Bunu söylerken o günki şikayetin, Allaha arzuhalin ne ise kalbinden onu niyet et. Çünkü bu ifade her şeyi içine alan geniş bir ifadedir. Mesela: Evlenmek isteyen genç “iyyake nesteğin” derken Allahım evlenmem için bana yardım et” demeyi kastetmelidir. Sabah işine giden bir esnaf “Allahım nafakamı helalinden kazanmam için bana yardım et” manasını kastetmelidir. 》ihdina ssırat al-müstekîm” derken Allaha giden en doğru ve kestirme yola (itikat ve amele) Allahın bizi ulaştırmasını…