Arapça Öğrenmek Bu Kadar Zor Değildi

Türkiye’de benim tespit ettiğim üç dört çeşit Arapça öğretim metodu var. Medrese usulü, İmam Hatip Lisesi metodu, özel kursların metodu ve hafıza teknikleri yöntemi.. Medrese usulü, en köklü ve en sağlam usuldür. Bunun Doğu usulü ve İstanbul usulü gibi farklı çeşitleri de mevcut. Yazının son kısmında bu usule geleceğiz. İmam Hatip okullarında takip edilen metod adeta öğrenciyi oyalama, yıllarca Arapçayla meşgul olsun ama asla tam  olarak öğrenmesin! türünden bir taktik. En zeki ve başarılı imam hatip öğrencilerinin mezun olduklarında Arapça konuşamadığı gibi Arapça bir eseri de okuyamadıkları bunun göstergesidir. Kardeşim bir imam. Benden sadece iki yaş küçük ve tam altı yıl imam hatip lisesi okudu. Sarıkayada ve Kayseride.. Çok da istekli şuurlu çalışkan ve zekiydi. Son sınıfa geldiğinde sonuçtan pek memnun olmamıştı. Arapçayı öğrenmiş sayılmazdı Kuranı Hadisi anlayamıyordu. Meslek dersi öğretmenine bunun sebebini sordu. Öğretmeni şöyle diyebilmişti “Arkadaşlar bu okul kitaplarıyla Arapça öğrenmeniz mümkün değil. Bakın bunu ilk defa size açıklıyorum “İzhar” isminde bir kitap var Osmanlı medreselerinde en temel Arapça ders kitabıydı. Arapçayı öğrenmek için Mutlaka onu okumanız gerekir.. Evet gerçekten de İmam Birgivi Hz‘nin kaleme aldığı İzhar kitabı medrese hayatım boyunca okumaktan en çok zevk aldığım öğretici doyurucu feyizli bir kitap olmuştur. Akşamları bazen çay faslı düzenler bakkaldan…

Hafıza Teknikleri ve Medrese Usulü Ilim Tasili

Sene 2018. Son yıllarda biri çıkmış iddia ediyor “gelin benim açtığım kursa katılın benim keşfettiğim modern hafıza teknikleriyle size ingilizce öğreteyim, Arapça öğreteyim, yok 200 yabancı kelime öğreteyim.. öyle bir öğretirim ki bir daha unutamazsınız vs ” diyor. Aslında Arapçayı ettiği öğrettiği yok. Hatırı sayılır para ödeyip bunun kursuna katılan birine rastladım, tek kelime ile isyan ediyordu “Bir şey öğrenmiş değilim, haram olsun aldığı para!” diyordu. Bir kaç cümle, üç beş kelime öğrenenler de oluyor. Peki nedir bu esrarengiz(!) teknik ? Bu sihirli hafıza tekniği adında iddia edildiği gibi modern mi, yeni mi bulundu ? Hayır. Klasik  Medrese kitapları, arapça öğretim usulleri incelendiğinde bu tekniğin bin yılı aşkın süredir başarılı bir şekilde İslami ilimler tahsilinde kullanıldığı görülecektir. Geçmiş ulema -Allah onlardan razı olsun- öyle diğergam, öyle kadirşinas insanlardı ki.. Kitap telifinde takip ettikleri usul sayesinde bugün keşfedilen(!) hafıza tekniğini medrese talebelerine zaten sunmuşlardır. Şöyle ki; bir alim veciz bir kitap yazar, ardından gelen başkası bu metne bir şerh kaleme alır, bir sonraki bu şerh üzerine haşiye, bir başkası ona bir tahkik ilave eder. Ve böylece bilgi, birbirine zincirleme ekli alakalı bir şekilde çoğalır. İlim Talebesi ilk yazılan metni kısa ve öz olduğu için kolayca ezber. Üzerine kademe kademe harmanlanan bilgiyi…

Medresenin Akibeti 2

Medrese Allah ve Rasulünden gelen ilim irfan ve hikmeti muhafaza eden, islâmî ilmleri ders verip neşreden ilim merkezi.. Ilk Medrese Mescidi Nebeviye bitişik Rasulullahın Medresesi ve Ashab-ı Suffa. Salat ve selam Ona ve Ashabına.. Medrese, İmam Gazaliyi yetiştiren Nizamiye Medreseleri ile gelişti, Molla Husrev, Molla Gurânileri yetiştiren Fatih Medreseleri ile zirvelere tırmandı ve Cumhuriyetle birlikte yerine açılan batı menşeli mektepler eliyle medresenin içi boşaltıldı nihayet Tevhid-i tedrisat kanunuyla yok edildi. “Tamam islamın kaynağını kuruttuk. Sultanla birkikte Allahı da iktidar koltuğundan indirdik. Din adamlarını astık kestik öldürdük” dedikleri o anda Medrese küllerinden yeniden doğdu. “Muhammed ümmetinin İncilde verilen misali ‘Kafirleri kızdıran ziraatçileri sevindiren Ekin gibidirler.. ölü topraktan başlarını çıkarır yeniden ayağa dikilir serpilir kuvvetlenirler ” “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar..” Maide:54 Bu ayetlerin vaadi gereği Allah bu Ümmete 15. Asrın başında yeniden bir müceddid gönderdi ve Onun eliyle Medreseyi, Kuran ilimlerini, Rasulullahın Sünnetini ihya etti ve Dîn-i Mübin-i Islamı tecdid eyledi. Medreselerin kapatılması, alimlerin asılması türünden esen kahpe rüzgarlar etkisinde hayatta kalan ilim erbabı sinmiş, köşelerine…

Medrese ve İcazet Sistematiği

Medrese ders yapılan yer demektir. Literatürde Medrese icazetli hocalar eliyle Kuran ilimlerinin okutulup tahsil edildiği ilim merkezidir. Kuran ilimleri iki sınıftır, alet ilimleri ve âlî ilimler (علوم آلية و علوم عالية) Alet ilimleri araçtır. Lisan-ı Arab ve muteallikatı ile mantık münazara.. gibi. Âlî ilimler ise maksattır. Tefsir Hadis Akaid Fıkıh Tasavvuf ile bunların usülleri gibi. İcazetnâme Icazet, cevazdan gelir izin demektir. Yetkin bir İslam alimi yetiştirip mezun ettiği talebesine, o ilmi öğretme ve yayma izni vermesine icazet denir. Ancak kendisi de bu izni üstadından almış olmalıdır. Öyle ki o üstadlar kesintisiz bir şekilde Resulullaha kadar ekli olmalı. Talebe-hoca ilişkisiyle birbirine bu şekilde ekli olmaya silsile denir. Medreseyi ilahiyattan ayıran temel özellik bu silsile ve icazet kavramıdır. Ilmin kaynağı Allahtır ve Allah’tan ilk ilim ve icazet alan sevgili Peygamberidir. Peygamber aleyhisselam Allahın ilmini bu icazetle Sahabeye aktarmış, Sahabeler de Tabiine aktararak ilimde silsile ve icazet kültürü meydana gelmiştir. Allah, Rasulüne “bu Dini insanlara açıkla, aldığın vahyi tebliğ et” emrini vermekle ilk icazeti de vermiş oldu. Çünkü emir elbette izni kapsar. Allah Rasulü ise bu ilmî sorumluluğu Sahabeye yüklemekle onlara bir nevi icazet vermiş, Sahabe ise bu sorumluluğu Tabiine yükleyerek onlara hükmen icazet vermiş oldular. Sonra ilim alışverişi kurumsallaştı. Medreseler kuruldu camilerde…