İblis Baş Öğretmen

Kötülük bulaşıcıdır. Pislik gibi. Pisliğe düşen, dokunan bulaşan anında kirlenir. Aids kötülerin hastalığı. Fuhşiyatla bulaşır. Pisin teki ötekine temas eder ve onu da hasta eder. İblis yeminli düşman. Tüm insanlığı saptıracağına ant içmiş. Bunun için bütün bilgi birikimini kullanıyor. O şunu çok iyi biliyor: bozmak kolay. Kirletmek tahrip etmek kolay: al eline pisliği ona buna sür.. herkesi anında kirletirsin En büyük kötülük Allaha isyan. Günaha cüret. İblis bu konuda uzman. Baş öğretmen. Denilir ki insanlar kendi cinsine şehvetle yönelmedi tarih boyunca.. ta ki iblis ilk defa insan kılığına girip önce kendini düzdürdü ve bu ahlaksızlığı avanesine bulaştırdı. Ve böylece yayıldı. İlk günah yine iblisin başı altından çıktı. Allaha isyan etmeye ilk cüret eden iblis. Şerde baş öğretmen. İlk günahı işledi ve öğretti. “Korkma bu meyveyi ye” dedi, yemin etti “size yarayacak” dedi. Ve günah iblisten insanlığa bulaştı. Sonra ilk adam öldürme.. yine aktör iblis; görevi günahı süslemek, pisliği temiz göstermek, cüret aşılamak, Allahı ve azabı unutturmak.. Ve pislik böylece insandan insana yayılır durur. Allahın lütfu burada şu ki her insan temiz yaratılır, günahsız, fıtrat üzere.. tertemiz, sıfır kilometre. Ancak ne olursa bu insana sonradan olur. Onu ilk bozan anne babadır, kardeşleri, sonra öğretmeni, sonra arkadaş çevresi ve sosyal görsel medya….

Hadisler Vahiy Olduğuna Aklî Delil

Internetin yayılmasıyla eski bir felsefe “hadisleri inkara dayalı Kurancılık” felsefesi yeniden baş göstermiştir. Bunların en önemli fikirlerinden biri Hadislerin Allahtan bir çeşit vahiy olduğunu inkar etmektir. Bunu inkar etmenin tutarsız çürük bir düşünce olduğunu ispat edeceğiz. Buyurun Hadisi şerifler Vahy-i Gayr-i Metluv’ dür. Bunu inkar etmek aşağıdaki 2 neticeden birini mutlaka gerkli kılar : 1) ya Allah Rasulü islam dini hakkında Kur’an dışında hiçbir şey söylememiştir! Yani bütün hadisler uydurmadır !? 2) ya da Allah rasûlü Islamda helaller haramlar, ibadetlerin şekilleri, ayetlerin tefsiri, eski ümmetler, gelecek olaylar hakkında yaptığı tüm açıklamaları kendi aklı ve zekası ile söylemiştir !? Birinci şıkkın olması mümkün değil. Kaldı ikinci şık. Ikinci şıkka gelince: Bu durumda Allah peygamberinin açıklamalarını ya onaylamıştır, ya da onaylamamıştır. a) Eğer onaylamadı derseniz, bu “peygamber dini bozmuştur!” demek olur ki mümkün değil. kaldı geriye diğer ihtimal. b) onaylamıştır. Din, geçmiş ve gelecek ile ilgili hadislerini Rasulullah kendi aklı ve zekasıyla söylemiş ama Allah hepsini onaylamıştır” demiş olursunuz. Neticece Allah’ın onaylaması da bir nevi vahiydir öyle ise her durumda *Hadisler vahy-i gayr-i metluv* dur. Ispat edildi. isaerdogan.org

Deizme Götüren Öğrenci Soru ve Şüpheleri ve Cevaplar

Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. F. Günaydın bazı İmam Hatip Okulu öğrencilerini deizme yönelten konular hakkında araştırmalar yaptı. Bunun sonucunda İmam Hatiplilerin belirttiği çeşitli soruları derledi. İşte o 21 soru ve İsa Erdoğan hocanın cevapları : 1. Allah bizim Cennete ve Cehenneme gideceğimizi biliyorsa, neden bizi imtihan ediyor? Cevap: Suç gerçekleşmeden cezasını vermek adalete aykırı olduğu için. Polis örneğin uyuşturucu tacirlerini tespit eder ancak hemen tutuklamaz, onları takibe alır bütün delilleri toplar ve sonunda baskın yapar. Aynı böyle. Cennet güzel amellerin mükafatı, cehennem küfrün cezasıdır, mükafat ve ceza ancak eylemden sonra olur önce olmaz. 2. Öldükten sonra dirileceksek neden ölüyoruz? Cevap: Allah her cana belirli bir ömür biçmiştir. Buna ecel denir. Eceli gelen ölür. Neden ecel tayin etti ? Çünkü dünya hayatı meşekkatlidir ve zaman geçtikçe kişi yaşlanır sağlığını kaybeder ve dünya hayatı çekilmez olur. Kulların ölümü Ölmeyen Diri Olanın büyüklüğünü gösterir hem.. Aynı olamazlar 3. Allah her şeyi bildiği halde neden bizi yarattı? Cevap: Bizim bilemeyeceğimiz yüksek gayeleri ve sırlı hikmetleri O bildiği için. Hem bizi yaratmakla bize en büyük iyiliği yapmıştır. Var olmayı kim istemez.. Bundan dolayı Ona ancak teşekkür etmeliyiz. 4. Bizler Müslüman ailede doğduğumuz için mi Allah’a inanıyoruz. İnanmayan aileden doğanların suçu…

Kadına Şiddet Bahanesiyle Hocaya Şirret

Bir hoca Kuranın bir ayetini teferans tutarak kadının icabında kocası tarafından dövülebileceğini uzun uzun anlatıyor: “Maksad kadına eziyet vermek olmadan erkeğin itaatsiz karısı karşısındaki acizliğini ve stresini gidermek ve böylece anlaşıp barışma yoluna gitmek ve evliliği sarsacak radikal katarlar almaktan kurtulmak olduğunu..” izah ediyor.. Bu aslında çok eski bir konuşma. Ancak 8 Mart Dunya kadınlar günü denilen bir zamanada şeriat karşıtı medya organları tarafindan kasıtlı olarak bu videoyu internette televizyonlarda o kadar yayımlanıyor ki bir anda Türkiyenin gündemine oturyor ve sn Cumhurbaşkanı da bu konuda açıklama yapma gereği duyuyor. Kısaca söyledikleri: “Din adamı olarak ortaya çıkıp da kadınla ilgili çok farklı açıklamalarda bulunup dinimizde kesinlikle yeri olmayan bazı içtihatta bulunan kişiler ortaya çıkıyor. Anlamak mümkün değil. Bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir dünyada yaşıyorlar. Çünkü İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. İslam’ın hükümlerinin güncellenmesi var. Siz İslam’ı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız.Beni birçok hoca efendi tefe koyacak o ayrı mesele. Rabbim bizi tefe koymasın..” Aslında Reis Osmanlının son hazırlattığı iskam hukuku Mecelle-i Ahkam-ı Adliyede gecen bir hükmü söylüyor: تبدل الأحكام بتغير الأزمان “Zamanın değişmesiyle islamın bazı hükümleri de değişebilir..” Tabi burada değişmesi mümkün olanlar muamelat kabilinden olan içtihatlardır. Çünkü hakkında nass (Dîni metin) varid…

Sahte Mehdiyi Yıkmak İsterken, Dîni Temelden Yıkmak!

Özet : Diyanet ve İlahiyat : insanımızı bozuk akımlardan sahte mehdilerden korumak görevimiz. Bunun için islamda mehdi nehdi yok diyeceğiz. _Ama sahih hadislerde var ? _O zaman o hadisleri de inkar ederiz. Akla ve bilime uymuyor çünkü ! _Bu durumda akıl ve bilim sizin din tespit ölçünüz. Bu ölçü ile hareket edecek nesiller dini her türlü şekle sokarlar, kırparlar yontarlar ve ortada ne Din kalır ne Diyanet.  Böylece kendi bindiğiniz dalı kesmiş olursunuz. “Gençleri bozuk akımlara kapılmaktan nasıl koruyabiliriz” konusunda Diyanet İşleri bir çalışma yapmış ve bir rapor yayınlanmış. Raporda dikkatimi çeken husus, gençlerin Adnan Oktar gibi “ben mehdiyim” diyen kişilere ilgi duyduğunu tespit etmiş, çözüm olarak da gençlere “İslam dininde kişilerin bir mehdi arama ve tabi olma gerekliliği olmadığını öğretmek” olacağını ifade etmişler. Yani kısaca “Mehdi inancını yıkmalıyız!” demişler. Mehdî inancını yıkmak gerçekten çözüm müdür ? Yoksa Din hayatında daha büyük yeni sorunlar üretmek midir ? Bizce asla çözüm değil. Çözüm olmadığı bir kere şuradan belli; Bakınız Türkiye ilahiyatçıları otuz kırk yıldır “Mehdi beklemeyin gelmeyecek” derler ve ancak “gelecek” inancı canlı bir şeklide varlığını korur ve işte “mehti benim” diye ortaya çıkan herhangi bir şarlatan yığınla insanımızı alır arkasından sürükler gider.. İslamın ana kaynaklarında açıkça Mehdi gelecek yazılı iken…

Cemaatlere Operasyon Umudu !

Feto, Kuytul, Hanzala, Oktar ve Haydarın başına gelenlerden sonra.. islamın sivil kurumları olan büyük hak cemaatlere operasyon beklentisi içinde olanlar var.. Bunlar çok beklerler..! Çünkü devlet bir cemaati resmen suç örgütü olduğunu ispat etmeden cemaat olarak üstüne gidemez. En fazla yapacağı şey cemaat içinde bazı suçlu gördüğü kişileri alması. Çünkü “Suçun şahsiliği esastır” prensibi adaletin temelidir. Feto örneğinde.. Devlet önce cemaati suç örgütü olmakla damgalamış sonrasında ancak fertlerini tevkıf edebilmiştir “suç örgütüne üye olmak” suçundan.. Feto dışında yapılan tüm operasyonlar “cemaat operasyonları” değil, şahsa ve ferde yapılan operasyonlardır. Adnan Oktar örneğinde; Devletin operasyonu Harun Yahya cemaatine karşı olmamış, cemaat içerisinde suça karıştığı tespit edilen Adnan Oktar ve yakın çevresindeki belirli kişilere olmuştur. Eğer cemaate yapılan bir operasyon olsaydı Adnan Oktar’ın kitaplarını satan okumaya devam eden, bununla ilişkisi olduğu tespit edilen herkesin içeri alınması gerekirdi. Ama hayır. Bakın bunun bazı adamları adliye önüne kadar gelip medya önünde Oktara destek şovları yapmışlar ve kıllarına zarar gelmemiştir. Alpaslan Kuytul (furkan vakfı) Hanzala (halis bayuncuk) ve Haydar Baş olayında da durum aynı. Operasyon bunların cemaatine değil şahsına yapılmıştır. Operasyon sebebi cemaatin eylem ve fikirleri değil, ilgili kişinin karışmış olduğu şahsi suçlardır. Cemaatin diğer tüm üyeleri ellerini sallayarak dolaşmaktadır nitekim. Şimdi bu girişten sonra Menzil,…

Müslüman Olan Papaz ve Papaz Andrew

Uzun zamandır Amerika’yla aramızda var olan papaz krizi artık Amerika’nın Türkiye’ye bazı yatırımlar uygulayacağı noktaya gelmiştir. Bir takım fikirler ve ideolojiler (Hakkın batıla gelip gelmesi) yüzünden toplumlara ambargo uygulamak türünden yaptırımlar İslam tarihinde ilk defa müşriklerin Sahabelere uyguladığı ambargoya kadar uzanır. Yani bu ne ilk ne de son olacak. Kafir aynı kafirdir. Ve Müslümanların düşmanı olmaya devam ederler. Dost/Müttefik görünme maskesi arkasındaki gerçek düşmanlık suratını göstermesi bakımından bu tür hadiseler şer gibi görünse de hayırdır. Bir diğer iyi tarafı: Kapitalist şeytan’ın uyguladığı bu tür maddi yaptırımlar “kötü komşu mal sahibi yapar” kabilinden “kendi ayaklarımız üzerinde dikilmek ve kendi kendine yeterli olma” yolunda bizler için faydalı olacaktır. Mevla görelim neyler neylerse güzel eyler. i.er 2. Bölüm. Amerika Papazı ve Yeni Türkiye Papaz Brunson’u ABD hükümeti Türkiye’den alenen istemiş bütün hukuk normlarını çiğneyip emrivaki yaparak “onu derhal gönderin” demiştir. Ancak eski Türkiye yok artık. Eskiden Türkiye, Amerika’nın tavsiyelerini, hatta arzu ve şehvetini bile emir telakki eder ve anında yerine getirirdi. Hatırlayın, Türkiye’ye Amerikan askeri gelecek diye türk hükümeti resmen genel evlerine, fahişelere genelge yayımlamış “güzel görünün iyi ağırlayın güler yüzlü olun” gibi resmi yazı ile amerikanın sefil askerini memnun etme alçaklığına yatmış idi.. O zelil türkiyeden, bütün dünya önünde abd’nin açıktan verdiği…

İnsan olmak mış !?

Şimdi birileri diline dolmaya başladı : Önce insan olmalıymış ‘bana insanlığın lazım’ imiş ‘dindarlığını Allaha göster’ imiş ‘bana gösterme’ imiş..!! Cevap: “İnsanlık”çılık, “insanmerkezicilik” gavurca adıyla Humanity 21 asrın küfür dünyasında yükselen bir kavram. Atezimin evrilmiş halidir. İmandan yoksun yığınlar ‘hayat ne için? sorgusunun ağırlığından kurtulmak için “hayat insanlık için” idealini icat etmişler ve bunu imandan islamdan daha üstün bir değer! saymışlardır. Küfrün evrensel dünyasında sıkça telaffuz edilen bu ‘insanlık’ ideal ve mefkuresi Allaha iman ve Allaha teslimiyete alternatif olarak sunulması ve iman önünde bir set bir çukur olması sebebiyle bizde bu lakırdıya karşı bir tepki oluşmuş durumdadır. Kuranda ‘İnsanlık’ ‘insan olmak’ ? Kuranda ‘insan olun’ diye bir tane emir yoktur. İnsan olunmaz insan doğulur.. Tin:4 Mühim olan insan olmak değil kul olmak, Allaha kul. Bakara:21 Nice insanlar vardır kefurdur.. Hacc:66 Nice insanlar vardır hayvandan beterdir.. Araf:179 Nice hayvan var ki insandan üstündür.. Nahl:66 M islamoğlunun salyangozları benim mahallemde satmaz. Kimse bana onun lakırdılarıyla gelmesin Ben onun laflarını Kurana arz ediyorum çoğu çürük çıkıyor bende atıyorum çöpe.. #i_er #insanOlmak

Caner Taslamanın Metod Çelişkisi

Fikret Çetin Hoca’nın Caner Taslaman’a Yazdığı Ama C. Taslaman’ın Hala Cevap Veremediği Reddiye… “Bu âyetler ya hadis olsaydı Caner Bey?” [ Tipik bir Kur’ancı zihnin kod çözümü ] Bir üniversite hocası talebelerini imtihan etmiş ve aynı konu hakkında Gazzâlî ve İbni Teymiyye’den alıntıladığı iki pasajı değerlendirmelerini istemiş. Selefîliğin yaygın olduğu bir coğrafyada gerçekleşen bu imtihanda, öğrenciler İbni Teymiyye’nin görüşlerinin ne kadar da isâbetli olduğunu uzun uzun yazarlarken Gazzâlî’nin hatalarını da tek tek sıralamışlar. Ne ki neticeler açıklandığında öğrenciler tam bir hayal kırıklığına uğramış. Hoca durumu izah etmiş: “İbni Teymiyye’nin zannederek ne kadar doğru olduğunu uzun uzadıya anlattığınız sözler gerçekte Gazzâlî’ye aitti. Hatalarını bir bir saydığınız kişi ise aslında İbni Teymiyye idi. İsimleri yer değiştirmiştim.” Bir arkadaşımın anlattığı bu ibretamiz hâdise, genel bir insanî ârızayı en yalın hâliyle gözler önüne sermesi bakımından şâyân-ı dikkattir. İnsanlar ne söylendiğinden ziyâde kimin söylediğine bakarlar. Sözün ne dediği nasıl dendiğinin ardında kalıverir çok kere… Çokluk öze bakmaktansa kabukla meşgûl olur. Nitekim markalar, etiketler kaliteden bîhaber genel halk kitlesi içindir. İşi bilen adamlarsa markayla değil malın kendisiyle ilgilenir. Pazarda durum bu olduğu gibi, fikir ve inanç dünyasında da vaziyet bundan farklı değildir. Zira düşünmeyi becerebilmek büyük nisbette doğuştan gelen bir kâbiliyet değil, tâlim ve terbiye ile…

Putlar Yıkılacak Allah Tektir Tek Kalacak

بسم الله الرحمن الرحيم Sevilmeye layık tek varlık Yüce Allah. Ona olan sevgimiz zatîdir. Onun dışındaki bütün sevgiler arazî ve sıfatîdir. Yani Allah Allah olduğu için sevilir şu veya bu sıfatından, özelliğinden dolayı değil. Nimet fazilet ikram vermesinden dolayı da değil.. Buna tasavvufta ‘muhabbeti zatiye’ denilir. Böylesi bir muhabbet Ancak Allah’a lâyıktır. Onun dışındakiler ise ancak Allah’tan ötürü, Allah yolunda, Allah için sevilir. Peygamber bile olsa böyledir. “ALLAHI seversiniz beni de Allah için seversiniz Ehli Beytimi ise benden ötürü seversiniz.” Hadis-i şerif Ancak esefle müşahede ediyoruz ki bazı insanlar birilerini Allah sever gibi sevmektedirler. Bu sevilen kişi bazen bir kadın, bir artist, bir şarkıcı, bir futbolcu bir siyasetçi olurken bazen de bir din adamı olabiliyor.. “İnsanlardan kimleri Allah’tan başka şeyleri Ona eş tutuyorlar da onları Allah sever gibi seviyorlar..” Bakara:165 Bu ayet bu tür aşkın sevgileri yerer haram eder. Çünkü bu derece zati bir sevgiyle sevilen, kim olursa olsun hatta bir peygamber bile olsa o kişinin kalbinde bir put olmuştur. Işte Meryem oğlu İsa’nın hıristiyanlar yanında durmu.. Zati sevgiler kullar için haramdır. Çünkü zati sevgi kusura kördür sevgilide hata yanlış göstermez. O kişi en büyük hataları bile yapsa kabule sebep olur ve yoldan çıkarır. Işte F. Gülen örneği.. Ancak Yüce Allah…

Uydurulan Dinden Indirilen Dine

Allah’ın 99 Adıyla Fizik Kimya.. Dini İlimler midir ? i.er Allah’ın 99 Adıyla Emekli Diyanet işleri başkanı sn Mehmet Görmez şöyle bir söz söylemişti “Tefsir Hadis Fıkıh vb ne kadar dini ilimler ise Fizik Kimya Biyoloji vb de o kadar dini ilimlerdir” Ilim çevreleri bu nitelemeyi kabul etmez ancak ben burada bunun doğru olduğunu var sayarak yazacağım. Başkanın ifadesine göre Türkiyede ve hatta dünyada okullarda okuyan bütün öğrenciler dini ilimler tahsil etmekteler çünkü matematik fizik kimya biyoloji coğrafya.. herkesin okuduğu ilimler. Ancak yapılan son ankete göre Türkiyede Allah’a inananların sayısı % 86 görünüyor. Meleklerin varlığına inananlar %75, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamı hayatına örnek kabul edenler %63 kader hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inananlar %55. Yüzde 99’u müslüman denilen ülkede bu rakamlar müspet dindarlığın gerildiğini, mütedeyyin, dinine bağlı insanların azaldığını gösterir. Dini İlimler? Çelişki burada: Bütün öğrenciler sabahtan akşama kadar dini eğitim alacak ancak günden günde dinine bağlılık azalacak ! Buna karşın hiç okula gitmemiş insanların daha dindar ve tutucu oldukları görülecek! Bu durumda diyanet işleri eski başkanına sormak gerekir “hocam iyi düşün ya bu ilimler (fizik kimya matematik) dini ilimler değil ya da bu işte bir terslik var !? Öyle ya.. Dini ilimler içinde yüzen kişilerin dindar olması gerekir. Aslında pozitif…

Bilimsel Sahtekarlık Örneği 1

Bir gazete köşesinde okudum Yanılmıyorsam Asım Yenihaber’in yazısı. Türkiyede üniversitelerin bilimsel sahtekarlık yaptığını gözler önüne seren önemli bir yazı.. O anlatıyor: Ailemden birisi hastalandı hastane hastane doktor doktor dolaştık bir Şifa bulamadık sonunda doktorun biri “bir de bunu Diyetisyene götürün muhtemelen bazı yedikleri dokunuyor” dedi ve Diyetisyene gittik. Kadın doktor hastamızı inceledi ve bir diyet listesi hazırladı adını hiç duymadığım nerede satıldığını bilmediğim meyveler.. dedim ki bu kadar adı duyulmadık meyve yazdınız neden hurma yazmadınız ? Kadın doktor dedi: Biz bu işin bilimini yaptık üniversitede hurmadan bir bahis duymadık. Ben de dedim ki “Öyleyse lütfen hurmayı da araştırın!” Ayrıldım Eve gelince adı duyulmadık meyveleri hepsini sildim hurma yazdım ve o hastamıza bol bol hurma yedirdik 2 hafta sonra kontrole gittiğimizde doktor hastanın durumuna çok sevindi “verdiğim listeyi uyguladınız galiba” dedi Ben de “hayır uygulamadık Bilakis bol bol hurma yedirdik” dedim. O da dedi ki bize ” Ben de sizden sonra profesörü aradım hurmayı sordum Profesör “Esasında hurma bütün mineralleri vitaminleri proteinleri içeren bir gıdadır, meyvelerin şahıdır ancak dini çağrışımlar yaptığı için biz üniversitede ondan bahsetmeyi sevmeyiz.” Dedi.” işte size #bilimselsahtekarlık. Üniversite gerçeklerin öğretildiği yer olmaktan çıkmış bir takım dinsiz seküler ideolojilerin propaganda merkezi haline gelmiş..! Daha düzeltecek çok şey var….

Alimin Felsefe Önündeki Malubiyeti

Allah’ın Adıyla Felsefeci: Bu hadis uydurma çünkü bilim felsefesine aykırı, sosyolojiye aykırı yok psikolojiye aykırı ! Alim: “Hayır aykırı değil çünkü bilimsel tespitler, pratik realite, tarihi tecrübe gösterdi ki..” dediği anda alim, felsefeci önünde malup olmuştur. Bundan sonra ne derse desin, isterse felsefeciyi ikna etsin malup olmuştur. Çünkü kurt felsefeci onu kendi metoduna, felsefe yoluna çekmiş alim de kuzu kuzu gitmiştir Zira islamda hadislerin sahih ve sakim olanı tespit etmek senetlerinin kuvvet derecesi iledir, akli felsefi değerlendirmelerle değil. Bilimsel(!) değerlendirme kapısını açtığın zaman bütün ‘İlm-i Üsul-ü Hadis’i iptal ve geçersiz kılmış olursun. Özellikle de avam halk nazarında. Artık herkes hadislere kendi felsefesinden yaklaşır, kimini kafasına göre reddeder kimini hevasınca cerh eder.. Doğrusu : Alim savunmasını şöyle yapmalıydı: Bu hadis sahihtir çünkü bunu filan muhaddis filan raviden rivayet etti, Imam Buhari/Muslim de onlardan tahric ve tespit etti. Senet muttasıl ve ricalin hepsi šika. Demek ki hadis sahih. Madem ki sahih, aklımız bilimimiz bugün onu ihata etmese de makbulumuzdür” demeliydi. “Ama felsefeci usulü hadis, usulü fıkıh kabul etmiyor senet zincir ravi muhaddis dinlemiyor.. bu açıklama tarzı onu ikna etmez!” Şeklinde itiraz edenler dinleyin: Bütün cihan ulemasının ittifakla icra ettiği en sağlam ve geçerli usul (ilmi usul-ü hadis’i) aklı kıt ilmi zıt bir…

Rabıta Tevhid-i Kıble-i Dildir

Rabıta; Gönül Kıblesini Birlemektir. Rabıta; Sureti, Allahı hatırlatan* bir salih zatı tahayyül ve tezekkür ederek Allah’ın feyzine nail olmak, bu tahayyül sayesinde o Salihi öyle bir sevmektir ki, sayesinde o mahmudun kalbinde olan marifetullah muhabbetullah takva ihlas gibi nice fazilet ve güzel ahlakı tahsil etmek, Onun kalbinden kendi kalbine aksettirmektir. Çünkü Halila minel kalbi ilel kalbi sebila *** A dostum kalpten kalbe yol var ha! Ey Rabıta amel-i salihini idrak edememiş zavallı kişi.. Sorarım sana : Namazını nasıl kılarsın ? Okuduklarının manasını düşünür müsün yoksa gafillerden misin? Eğer okuduklarının manasını namazda düşünerek kılıyorsan.. Veya atalarından böyle kılan varsa.. Oturuşlarda teşehhüd de okuyorsundur. Yani Ettehiyyatu’yü.. De şimdi bana “Esselamu aleyke eyyuhennebiyyu” “Ey peygamber sana selam olsun” derken tam o esnada zihnine/kalbine peygamber efendimizin sureti gelse.. Bu şirk midir?! Namaz Allah’a yöneliş.. Allah ile baş başa olmaktır.. Allah’ın önünde huzurunda durmaktır. Allah’la konuşurken ve yüz Allah’a dönük iken tam o anda “Ey peygamber” deyip nebinin suretini tahayyül etmek şirk olmak! gerekir sizin akılsız kafaya göre !? Öyle mi ?? Dikkat et namazdasın. Tam ibadet anı ve Allah ile başbaşa!? Bu halde iken peygamber sureti akla hayale gelince.. peygamber Allah ile aramıza girmiş oluyor mu, olmuyor mu ? Söyle ?? Namazda Allah’a ibadet…