Cemaatlere Operasyon Umudu !

Feto, Kuytul, Hanzala, Oktar ve Haydarın başına gelenlerden sonra.. islamın sivil kurumları olan büyük hak cemaatlere operasyon beklentisi içinde olanlar var.. Bunlar çok beklerler..! Çünkü devlet bir cemaati resmen suç örgütü olduğunu ispat etmeden cemaat olarak üstüne gidemez. En fazla yapacağı şey cemaat içinde bazı suçlu gördüğü kişileri alması. Çünkü “Suçun şahsiliği esastır” prensibi adaletin temelidir. Feto örneğinde.. Devlet önce cemaati suç örgütü olmakla damgalamış sonrasında ancak fertlerini tevkıf edebilmiştir “suç örgütüne üye olmak” suçundan.. Feto dışında yapılan tüm operasyonlar “cemaat operasyonları” değil, şahsa ve ferde yapılan operasyonlardır. Adnan Oktar örneğinde; Devletin operasyonu Harun Yahya cemaatine karşı olmamış, cemaat içerisinde suça karıştığı tespit edilen Adnan Oktar ve yakın çevresindeki belirli kişilere olmuştur. Eğer cemaate yapılan bir operasyon olsaydı Adnan Oktar’ın kitaplarını satan okumaya devam eden, bununla ilişkisi olduğu tespit edilen herkesin içeri alınması gerekirdi. Ama hayır. Bakın bunun bazı adamları adliye önüne kadar gelip medya önünde Oktara destek şovları yapmışlar ve kıllarına zarar gelmemiştir. Alpaslan Kuytul (furkan vakfı) Hanzala (halis bayuncuk) ve Haydar Baş olayında da durum aynı. Operasyon bunların cemaatine değil şahsına yapılmıştır. Operasyon sebebi cemaatin eylem ve fikirleri değil, ilgili kişinin karışmış olduğu şahsi suçlardır. Cemaatin diğer tüm üyeleri ellerini sallayarak dolaşmaktadır nitekim. Şimdi bu girişten sonra Menzil,…

Ismailağa Cemaatini Bitirecek 4 Zafiyet

Mahmud Efendinin Hazretlerinin bil fiil yaptığı sohbet ve vaazlarından sonra cemaatte hem amel yönünden hem de fikir ve söylem bakımından bir takım zafiyetler oluştu. Bu zafiyet cemaatin ölüm kalım meselesi kadar önemli aslında. 1. zafiyet: Efendi Hazretlerinin her fırsatta ve her ortamda, hatta Başbakanlık konutunda verilen davette bile söylediği şey: Her mahalleye bir erkek bir kız medresesi açmak. Ve okula değil çocuklarınızı medreseye gönderin diyebilme cesareti şu an cemaat olarak gösterilemiyor. özellikle geniş kitlelere hitap eden vaizlerimiz hocalarımız sohbetlerinde “gençler medreseye gidin mutlaka medresede okuyun” şeklinde bir telkinde bulunmuyorlar. Bu da Medrese’nin bir anlamda zayıflamasına, revacının azalmasına ve kaliteli öğrenci akışının durmasına sebep olmaktadır. 2. Zafiyet: Şeyhimiz Mahmut Efendi hazretleri olaylara bakış açısı daima minvalde olmuştur “Allah’ın ihsan ettiği bütün Muzafferiyetler, din hurriyeti emniyet nimeti vs ihlâslı gençlerin Kur’an’a ve sünnete sarılmaları sebebiyledir” “Gençlerin sakal bırakması, genç hanım efendilerin çarşafa bürünmeleri, Medreselerde okuyan talebelerin kendilerini Kur’an’a adamaları, teheccütlere kalkıp ümmete dua etmeleri, Kur’an ilimleri tahsil etmeleri sebebiyle Allah bu ümmetten belaları kaldırmaktadır.” Bunun dışında herkesin konuştuğu ve söylediği şeyler maddi sebepler.. Cemaatin zafiyeti burada ki perdenin arkasını bir çoklarımız göremez olmuş ve popüler söylemlerin tesirinde kalarak din ve hürriyet adına elde edilen başarıları bizler de bir takım siyasetçilere ve maddi…

İtiraf: Tarikat Okulunda Sınıfta Kaldık 1

Allah’ın Yüce Adıyla Allah bütün inananları kardeş yaptı, Pâk Eşleri annelerimiz, Muhammed aleyhisselam da babamızdır. Müslüman bu büyük ailenin bir ferdidir. Bu aileye mensubiyet en büyük mensubiyettir. Bu mensubiyet ve bu aidiyetin ötesinde başka bir mensubiyet gerekli değil aslında.. Tarikat ve Cemaatler Tarikata (veya cemaate) giren bir müslüman yeni ve küçük bir aileye daha girmiş olur. Burada yeni ihvanlar/kardeşler edinir ve o tarikatın şeyhini baba bilir. Allah’ın tesis ettiği büyük aileye ilaveten gerek var mıydı bu küçük ailecikler ? Sual: Tarikat ve cemaatlerin çıkışı bir ve diri Büyük Aileyi parçalamak değil midir? Cevab: Hayır parçalamak değil gaye bilakis birleştirmektir. Çünkü Tarikat bir okuldur. Kişiyi hakikî müslüman yapma okulu. Zaman uzamış Allah rasulü sas ile aramıza uzun asırlar girmiş olduğundan Peygamber ile Ümmet arasında olması gereken baba-evlad ilişkisi kopmuş, rehber-tabii bağlılığı kaybolduğundan Tarikat bu kusurları telâfi etmek için kurulmuş bir okuldur. Şöyle ki Mürid, baba gibi sevdiği ve bağlandığı şeyhine duyduğu bu muhabbeti sayesinde ‘büyüğe muhabbet ve ittiba’yı öğrenmiş olacak ve bir gün Şeyh kendini aradan çekmekle mürid bu muhabbet ve itaatini asıl sahibine; Peygamberine yöneltecek idi. Mürid fenafişşeyh olduktan sonra Fenagirrasûl olacaktı.. Ayni şekilde.. İslam ailesinin ekser mensupları ameli salihi terk etmiş, bidat ve fesada düşmüş olduğundan aile fertleri arasından…

Efendi Hazretlerinin Yüksek Ahlakı 1

İstiğase ve Rabıta konularında tartışmak için Abdulaziz Bayındır bidatçıs İsmailağa’ya gelir. Ahmet Vanlıoğlu hoca vesile olmuştur. Elinde yalnız bir Mushaf getirir. Delilleri çok güçlü, Allahın ayetleridir..! Efendi Hazretleri talebelerini çağırır.. Şuna ve şahsında tüm münkirlere vafi cevap vermeleri için. İçlerinde benim bildiğim Ahmet Vanlıoğlu hocanın yanı sıra Mehmet Talu hoca, Mektubatçı Şehit Bayram Ali hoca ve Cübbeli Ahmet Ünlü hocalar var. Ancak Cübbeli hoca münazaraya yetişemez.. Ve Münazara başlar. Ilk atan Bayındır olur, onun isteği ile olduğu için.. Bayındır sorar: İstiğase hakkında ne diyorsunuz. Bu sizin tarikatınızda var mı ? İslamiğa: Vardır ve haktır Bayındır: Allahtan başkasından yardım istemek şirktir! Efendi Hazretleri müdahil olur: Sen Abdülkadir Geylaniyi kabul ediyor musun? Bayındır: Hayır kabul etmem Efendi Hazretleri: Şu halde Biz de seni kabul etmiyoruz” der ve çekilir 1. Raşha Hazreti Şeyh Efendimiz tevcih ettiği bu latif suali ile münazarada aranan en mühim bir hususa tembih etmiştir: Ortak müştereklerin tespiti. Çünkü münazaracılar eğer ortak kabuller noktasında bir anlaşma sağlayamazsa münazara olmaz, münakaşa olacaktır. Münazara: Tarafların hakkı meydana çıkarmak gayesiyle iddialarını ispat sadedinde delillerini serdetmeleridir. Münakaşa: Tarafların kendi iddialarını üstün çıkarmak için laf oyunları, cerbeze ve safsata yapmalarıdır 2. Raşha Hazreti Şeyh efendimiz münazara esnasında Pirimiz Muhammed Bahauddin Şahı Nakşibendi değil de Kadiri tarikatının…

Cemaatler Ümmet Birliğine Faydalı mı Zararlı mı ?

SORU: Müslümanlar o cemaat bu tarikat ayrılmalı mı, yoksa tek bir Ümmet mi olmalıyız ? Hangisi İslamın Ruhuna daha uygun ? İslam birliği nasıl tesis edilebilir ? CEVAP: Evet, Ümmet ordu ordu ayrılmalı, Kara ordusu, hava ordusu.. gibi. Sonra Ordular kol-ordulara bölünmeli, Kolordular tugaylara, Tugaylar alaylara.. ve taburlarımız, bölüklerimiz ve takımlarımız olmalı. Ordulara bulunan bunca farklılık ve bölünmüşlüklere kimse itiraz etmez. Profesyonel ordunun tanzimi bu şekildedir çünkü. Islami cemaatlerde aslında böyledir. Her bölük, her tarikat vazifesini idrak edecek ve ortak düşmana karşı taarruzunu yapacaktır. Galip olan islamdır. Bu zamanda Cemaatler Ümmet Birliğini sağlayan en büyük ordulardır. Cemaat dışında kalan fertler askere kaydolmamış eli cebinde gezen boş adam gibidir.. Bu günde beş kere camiye de gitse islam Birliğne fazla katkısı yok. “Cemaat dışında kalmak” Yani müstakil bir tavır içinde olmaktır. Müstakil tavır takınmak hem Kuranda hem de Sünnette yerilir reddedilir. “Allahın eli cemaatin üzerindedir.” Hadis Müslümanlar Halifesiz kaldıkları günden beri, ipi kopmuş tespih taneleri gibi dağılmıştır. Bu dağınıklık ve şaşkınlık zamanında ümmetin imdadına Şeyh Efendiler ve salih cemaat liderleri yetişmiştir. Bunlar etrafında yeniden bir araya gelen ümmet fertleri binlerce 1ey olmaktan kurtulmuş, küçüklü büyüklü ordular olmuşlardır. Ordu bir merkezden emir alan ve aldığı emri canı pahasına uygulayan hiyerarşik yapılardır. Ehli küfür ve…

RABITA ve PEYGAMBER
İsmailağa Cemaati , Tarikat / 21 Mart 2017

RABITA Soru: Peygamber efendimizin rabıta yaptığı sabit değil. Onun yapmadığı bir şeyi yapmak Bidat değil mi ? CEVAP Peygamber efendimiz sas Allah’ın feyzinin ilk mazharı ve kaynağıdır. Feyz almak için ayrıca bir yere yönelmeye ihtiyacı yok. Bizler ise ona çok uzağız. Bu sebeple Ondan Sahabeye geçen ve Sahabeden Tabiine ve onlardan silsile ile zincirleme günümüze kadar ulaşan o feyze sahip Allah dostlarına yönelmeye, feyzi ilahiyi onlardan tahsil etmeye ihtiyacımız var. Çünkü, Allahın feyzi, marifeti, takvası muhabbeti ariflerin kalbindedir; ancak oradan alınabilir. [1] Bakın Allah Rasulu sas olmasaydı Sahabe yetişmez idi.. Sahabeyi Rasulullah yetiştirdi. Tabiini de yetiştiren Sahabedir.. Bu böyle devam eder. Hiç bir kemal sahibi kendi başına kemale ermemiş, daima bir üstadın elinden geçmiş de kemalata nail olmuş.. Eğer “hayır Sahabe Kuran ve Hadis ile sahabe oldu” diyorsanız buyurun öyle ise.. Aynı Kuran hem de topluca sizin elinizde mevcut. Aynı hadisler topluca mevcut.. Haydi sahabe olun.. Çocuklarınızı sahabe yapın !? Neden olmuyor !? Çünkü insan insandan aşılanır..[2] Üstadsız çırak yetişmez.. Üzüm üzüme baka baka kararır.. Kişi arkadaşının dini üzeredir. En hayırlı arkadaş görüldüğünde Allahı hatırlatandır.[3] Görünütüsü ALlahı hatırlatan hayali de elbet Allahı hatırlatır. İşte Tasavvuf bu ilahi kanunlar ekseninde insan yetiştirmeye çalışır. Aslolan günün ekser vaktini müritlerin Şeyh efendi ile…

Ne Oldum Değil Ne Olacağım Demeli

Bismillah ve Elhamdülillah ve sSalatü ve sSelamü Ala Rasulillah Türkiyede İslami hareketin iki zıt kutubu.. Biri Mahmud Ustaosmanoğlu önderliğinde İsmailağa Cemaati/Tarikatı. Diğeri Fethullah Gülen liderliğinde nurculardan Zaman Grubu. Yeni adıyla FETÖ. Fetö hep kötü değildi. Iyi başlamıştı. Hüsnü zannımız vardı. Hatta hüsnü şehadetimiz. Hizmet hareketi idi. Müslüman cemaatti. Muhabbet fedaileriydi. Adanmışlar idi. Eğitim gönüllüleri. Milletçe gururumuz, çocuklarımızı teslim edeceğimiz güvenli el, gelecekte umudumuz idiler. Cumhuriyetle birlikte yurdun bütün dersanelerine girilmiş, bütün makamlar mevkiler ele geçirilmiş, Hilafet-i Muhammediyye ilğa edilmiş, Kuran ilimleri yasaklanmış Medreseler tekkeler zaviyeler kapatılmış, Millet-i İslam ve iman bütün kurumlarıyla bil fiil işğal ve iptal edilmişti. Asil sarık ve cübbe yerini şapkaya, smokin pantolona bırakmış, çarşaf -ki uğruna harp etmişiz- yerini dekolte dedikleri açıklığa bırakmış idi. Bir kaç zaman önce İslamın en görkemli merkezi olan Osmanlı toprakları şimdi fransız ingiliz tahakkümü altında dinsiz laikliğin beşiği halini almış.. Bu ahval ve şerait içinde imanı muhafaza ve İslamı mudafaa Müslüman ferdin en hayati vazifesi haline gelmiş idi. Bu gaye ile dünyada emsali görülmemiş bir mahiyette Osmanlının kırık dökük evladı feveran ederek iman aşkıyla sokağa fırlamış dehşetli küfür yangınından can kurtarmaya koyulmuştur. Necat bulan canlar biri diğerine eklenerek çığ gibi büyümüş ve iki muazzam cemaat-i İslamiyi oluşturmuştur. Evet Türkiyede İslam için çalışan bu…

RABITA ; Hayırla Terbiye Aracı

Soru: Gözü kapatıp şeyh efendiyi düşünmek (rabıta) dinde yok diyorlar.. Onlara en güzel ve kati cevabımız ne olmalı ? Kısa cevap: Dinde böyle bir yasak da yok. Madem ki rabıta yasak değil ve madem ki faydalı, hayra vesile.. demek ki sorun yok: caiz Uzun cevap: Dinde okul yapın yok Coğrafya okuyun yok Tarih yazın yok Fizik kimya yok Matematik okuyun yok Minare yapın yok Kubbe yapın yok Ameliyat yapın yok Organ nakli yok Kan bağışı yok Kulup açın yok Otel yapın yok Araba yapın yok Tren tramvay yok Dernek açın yok Kitap yazın yok Televizyon açın yok Radyo yapın yok Internete girin yok Filim çevirin yok Tiyatro oynayın yok Rehabilitasyon yok Onkoloji üroloji yok Binlerce yok yok! Ama bütün bunlar bizde çok! Islam bize ahiret saadetimiz için en gerekli olanı emreder, sevimli olanı tavsiye eder, zararlı olanı da yasak eder. Emir (farz) tavsiye (sünnet) ve yasak (haram) dışında kalan koca bir dünya daha var ki (mubah dairesi) en geniş dairedir ve yukarıda dinde yok listesinde bulunan maddelerin hepsi birer mübah olarak insanlara serbest edilmiş yaşam eğitim eğlence gereçleridir. Mubah ne yapılması ne de yapılmaması sevap veya günah olmayan iştir. Ancak bir mübah farz veya sünnete vesile olursa o zaman sevaba dönüşür….

Darbeyi Önleyen Allahtır

Allahın Adıyla Bugün Bilal-i Habeşi camiinde öğle vaazı konusu “Kullar Allahı hakkıyla takdir etmediler ‘Allah beşere bir şey indirmiş değil’ dediler..” [Enam:91] Ayetinin tefsiri idi. Tarzım şudur: Önümde duran Mushafı rast gele açar gözümün değdiği yeri ders yaparım. Ne garip bir tesadüf! ki bir önceki dersim de aynı mevzuda idi Hacc suresi 74. Ayette yüce Allah “Allahı hakkıyla takdir etmediler. Allah Kaviyy ve Azizdir.” buyurmuştu. Anladım ki bu tesadüf değil. İlahi irade bu konu üzerinde durmamızı murad ediyor. “İnsanlar Allahtan gelen bilgiyi hidayeti inayeti inkar ettiler. Allahı gereğince takdir etmediler.” Derken Allah inkarcılara gücendiğini beyan etmiştir. Bu inkar bazen İlahi kitapları yok sayarak bazen de onları bir şey saymayarak olmakta. ‘Kurana inanan Müslüman cemiyetler bu sebeple batıdan geri kaldılar teknolojide fende bilimde terakki edemediler!’ sözleri bu inkarın çağdaş versiyonudur. Halbuki bütün ilimler, bütün nimetler semadan indi. Maddi terakkinin temeli olan buluşların tamamı da semavidir. Kumdan camın nasıl yapılacağı, demirin nasıl işleneceği, ateş nedir nasıl yakılır ve hatta yünden pamuktan ketenden nasıl giysi yapılacağı bile peygamberler tarafından insanlığa öğretilmiş Allahın lütuflarıdır. Ve şalvar.. Şalvarı insanlığa öğreten de Allahtır. Pantolon ile şalvar aynı şey, bacaktan giyilir belde bağlanır. Geniş olanına şalvar boru gibi dar olanına da pantolon denir “İlk şalvar giyen İbrahim…

Tarikatta Rabıta’nın Yeri
Tarikat / 25 Temmuz 2011

Rabıta müridin şeyhine sevgiyle bağlanmasıdır. Bu sevgi gereği şeyhini unutmayıp, onu devamlı aklında tutmasıdır. Rabıtadan amaç nedir ?  Rabıta müridi terbiye etmenin en etkin en tesirli aracıdır. tarikatın işleyişi başlığında anlatılacağ üzere tarikatta mürdilerin terbiyesi şeyh efendinin sohbetinde devamlı bulunmalarına bağlıdır. bu sohbetlerde bulunan manevi atmosfer müritleri sarar ve şeyhin hal ve etvarı şeciye ve ahlakı müritlere sirayet eder. Bu sayede mürit fena ahlakını terkeder şeyhinin güzel ahlakını takınır. Sahabeler Peygamber efendimizin sohbetinde yetiştikleri gibi müridlerde aslında şeyh efendinin sohbetinde yetişirler ancak zaman içinde müritlerin sayısı artmış ve kamill mürşidler ise azalmıştır. Şeyh başına düşen mürid sayısı çok fazlalaşmış ve müridlerin şeyh efendiyle uzun uzun sohbet edebilme imkanları kalmamıştır. Zahiri sohbetin imkansızlaştığı böyle bir zamanda aktif rabıta devreye girmiş ve şeyh-mürid uzaklığından kaynaklanacak terbiye boşluğu bu yolla telafi edilmiştir. Yakında işlenecek konular: Aktif rabıta ve pasif rabıta Aktif rabıta çeşitleri Rabıtanın terbiyedeki rolü Rabıta-zikir ilişkisi Tarikatın gayesi Tarikatın faydaları Tarikatın işleyisi Tarikatın lüzumu Payegamber efendimizin tarikatı varmıydı? Sahabelerin tarikatı varmıydı? Tarikatın doğuşu Tarikat çeşitleri Hak tarikatın özellikleri En üstün tarikat Tarikat adıyla çıkan sapkın fırkalar Tarikatların varlığı ümmeti parçalamışmıdır?

Tarikatın Dindeki Yeri
Tarikat / 24 Temmuz 2011

Tarikat-ı aliye-i nakşibendiye usul ve erkanını islam dinin yüce kaynaklarından alır, dolayısıyla bütünüyle dini islami bir hüviyete sahiptir. tarikat başka şeriat başka bir şey değildir. Tarikat şeriatın içinde ona payendedir. Nedir Tarikatın erkan ve üsulü, Tarikat neleri öğütler? Tarikat bir şeyhe biat etmeyi öğütler:  Peygambere vekalet edecek yüce bir din adamına biat etmek bütünüyle islami bir husustur. Kuvvetli bir sünnet yüksek bir fazilettir. Peygambere biat edenler Kuran da övülmüşler Allahın rızası ile müjdelenmişlerdir. Fetih suresinde şöyle buyurulur:  “Seninle biat edenler ancak Allah ile biat eder oldular. Allahın yed’i onların elleri üzerindedir.” Hazreti Rasulullah efendimiz ahirete göç etmekle Kuranın beyan ettiği bu yüksek fazilet kapısı kapanmış değildir. Peygamber varisi Allahın yüce dostları onun adına biat almaya devam ediyorlar ve edecekler. Dolayısıyla bugün bir mürşidi kamile biat eden kişi müteselsilen Rasulullaha ordan Allaha biat etmiş olur. Tarikat bir zikri vird edinmeyi öğütler:  Allahı çokça zikretmemiz Kuranın üzerinde durduğu en temel görevlerdendir. Allahı zikretmekten daha çok yapılması istenen bir başka vazife yoktur. Bütün ibadetlerin bir vakti ve mekanı vardır ancak Allahı zikretmenin yeri ve özel bir zamanı olmadığı için heryerde ve her zaman yapılmalıdır. Ancak her iş gibi Allahı zikretmenin de üsul ve adabı vardır. Bu adaptan bi haber, Allahı gelişi güzel zikreden…

Tarikat Nedir ?
Tarikat / 24 Temmuz 2011

Tarikatlar çok yönlü olgular olduğu için birden çok tarifleri vardır: Birinci tarif: Tarikat islami ibadet ve zikirlerden bazısının zorunlu görev kabul edildiği, bunun için bir Öğretici (şeyh, pir, mürşid) etrafında bir araya gelindiği yapılanmalardır. İkinci tarif: Tarikat Allaha vasıl olma yoludur. Kalp ayağı ile alemi enfüste ilmi bir hareket ile terakki edip Allaha vasıl olma yoludur. (İ.Rabbani A.Faruki) Üçüncü tarif: Tarikat islamı dikkatli yaşamaktır. (M. Ustaosmanoğlu) Tarikat hakiki müslüman olma çabasıdır, iman ve islamı suretten hakikate erdirme çabasıdır, bu gaye ile tutulan yoldur. Dördüncü tarif: Tarikat Allahı zikir okuludur, bu zikirle Allaha vasıl olma yoludur. Beşinci Tarif: Tarikat manevi arınma (nefsi tezkiye, kalbi tasfiye) disiplinidir. Altıncı Tarif: Tarikat bir Şeyhe bağlanıp (biat edip) onun verdiği zikir dua ve vazifeleri harfiyyen yerine getirmektir.